|
Mehmet, Deniz, Efecan ve Ethemcan - Sayfa 4 |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 28 Nisan 2008 21:38 |
|
Sayfa 4 / 4 Milan'da geçirdigimiz iki günün sonunda Venedik yollarina düstük. Kanallariyla ve sandallariyla pek hoş bir tarz yakalayan sehirde konaklamak icin tercih ettigimiz yol asagidaki gibidir.. Uyku tulumlari rahatsiz degildi, bir de yer temizleyen abinin gürültülü makinasi bizi sabahin körü dürtüklememiş olsaydi. Sehrin tüm hostelleri malum film festivali yüzünden dolu oldugundan ve acil yıkanma hissiyle dolastigimizdan bu süper mekani erken terk etmek zorunda kaldik.
Venedik'ten sonra yolumuz mimari harikası olan şehir Floransa'ya düştü. Floransa'nın sembolü olan Ponte Vecchio köprüsünde otururken bir anda etrafımızı Hare Krishna'cılar sardı ve çalıp söylemeye başladılar. Biz de bu arada beleş dağıttıkları vanilyalı kurabiyeleri afiyetle mideye indiriyorduk. Floransa'da Üniversitenin avlusunda sadece organik tarım ürünleri ve doğal yollarda imal edilmiş tahta malzemeler satan pazaa gidiyoruz.. Sonunda Roma, aslında burası Roma değil başka bir ülke: Vatikan. Papa'nın ortamı. Her ne kadar elini öpüp hayır duasını alamamış olsakta eski papaların ruhlarına bir fatiha okumaktan geri kalmadık. Bir de İtalya'daki en şahane müze olan Vatikan Müzesini gezdik tabi.
Tiber Nehri'nin öteki tarafı olan Roma'nın "her yol Roma'ya çıkar" sözüne neden olan Navona Meydanı. Zira şehirdeki hemen hemen bütün yollar bu meydanda birleşiyor.
Roma'dan sonraki durağımız Napoli'ydi ama hostelde yer bulamayınca kendimizi 1 saat mesafedeki Sorrento şehrindeki camping'e attık.
Gezinin kesinlikle en ilgi çekici duraklarından biri Pompei idi. Her an sokaklarından antik giysili insanlar fırlayacakmış gibi duran bu şehir aynı zamanda Dünya'nın en büyük 2. antik şehri. İşte Pompei'nin en etkileyici tarafı, lavlar altında kalıp taşlaşmış insanlar, çocuklar, köpekler...
Sonunda eve dönüş yolundayız. 8 saat süren çileli tren yolculugundan sonra vardığımız Ancona'dan Patras'a işte bu feribotlarla hareket ettik. Dönüş yolunda güvertede havanın gayet soguk oldugunu ve ziyadesiyle üşüdüğümüzü de belirtmek isterim.
Sonunda 1 ay boyunca özlemini duydugumuz, bizi Uzunköprü'den Sirkeci'ye hoplaya zıplaya götürecek TCDD treni.
Aslında bu yolda insan şunu daha iyi anlıyor:
"Gerçek yolculuk geri dönüştür" (Ursula K. LeGuin)
Paylaş/Kaydet
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 İleri > Son >>
|
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 02 Şubat 2009 19:22 |
Yorumlar